30 Ağustos 2023 Çarşamba

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI


 💜30 Ağustos Zafer Bayramı💜

 Her türlü resmi tatilde nöbetçi olmak canımı sıksa da beni mutlu eden faktörleri bir araya topladım. Renklerin uyumuna ben de şaşırdım ve hemen fotoğrafladım.

 Sabah hastaları devralıp işlerimi toparladıktan sonra günlük kahvemi almadığımı farkediyorum, normalde bu hazır soğuk kahveleri pek sevmiyorum ben şekeri fazla geliyor ama hastane şartlarında en iyisi bu.

 Sabahattin Ali'nin  okumaktan keyif aldığım bir dili var. Bu kitabı da Sabahattin Ali'nin Ayşe Sıtkı'ya mektuplarından derlenmiş. Ayşe Sıtkı' nın torununun izniyle yayınlanmıştır. Henüz başındayım ama çok keyif alarak okuyorum. Ayşe Sıtkı'nın "Hiçbir şeye aldırma Sabahattin nasıl olsa hepsi yaşamak değil mi?" sözünün ilhamıyla ortaya Aldırma Gönül  gibi bir şiir ortaya çıkarıyor Sabahattin Ali, bizler de hala severek dinliyoruz. 

25 Haziran 2023 Pazar

ÇOCUKLARDA KANSER BELİRTİLERİ-FARKINDALIK


Başlık sizi korkutmasın, ancak erken teşhis önemli, bizim için belirleyici olan bunu fark ederseniz bir çocuk doktoruna gidin diyebileceğimiz belirtileri sıralamak istedim.

Vücudun farklı yerlerinde ele gelen şişlikler

Ciltte morluklar,kanama

Ani kilo kaybı 

Kemiklerde eklemlerde ağrı, kendini yorgun hissetme 

Cilt renginde solukluk

Özellikle sabah uyanınca kusma

Tabiki bunlar her zaman kesinlikle kanser demek değildir, dikkatli olmak ve gereken tetkikleri yapmak gerekir. 




SIK HASTALANAN ÇOCUK


 Anne babaların en sık yakındığı şey, çocuğum sürekli hasta hiç iyileşmiyor, hastaneden çıkamıyoruz. Peki sık hastalanan çocuk her zaman bağışıklık sistemiyle ilgili bir hastalığa mı sahiptir, hayır çocuk alerjik bir çocuk olabilir, evde sigara içiliyorsa tetikleyebilir, toz ve polene karşı aşırı hassas olabilir, iyi beslenmiyordur veya hijyen kurallarına dikkat etmiyordur . Okula yeni başlayan bir çocuk yılda 6-8 kez hasta olabilir,daha fazlası araştırılmalıdır. Ülkemizde D Vitamini eksikliği olduğu için çocuklara yenidoğan döneminde D vitamini damlası başlanmalıdır, 1 ay sonra demir tedavisi başlanmalıdır ilk 1 yıl takviye önemlidir.Erken çocukluk döneminde balık tüketimi önemlidir. Anne emziriyorsa haftada 1 balık tüketimi önerilir.

İLK ADIM DİZLİĞİ









 Atalarımız ne demiş çocuk düşe kalka büyür, sadece çocuk da değil hayatın her döneminde düşe kalka öğrenir insan, belki yaralanır canı yanar ama sonraki hayatına daha güçlü devam eder. Çünkü tehlikenin ne olduğunu tanımıştır önlem almayı öğrenir.

Peki çocukları aşırı korumacı yetiştirmek ne kadar doğru. Hiç düşmesin hiç canı yanmasın onun yerine hep ben düşüneyim onu kurtarayım her türlü önlemi alayım...

Çocuğumuza iyilik değil kötülük yapmış oluruz. 

Bebek mağazasında öyle bir ürün düşünün ki gördüğüm anda uzun uzun bu düşüncelere daldım. Bebek emekleme dizliği...

Aman çocuğum emeklerken dizini yere sürmesin.Sonra kısa bir araştırma yaptım  kafa koruyucu kask, ilk adım pantolonu satılan diğer ürünler arasında. Bu düşüncenin devamını tahmin edebiliyor musunuz, çocuğum hiç düşmesin hiç dizi kanamasın...

Çocuklarımızı tabiki koruyalım ama hayatı öğrenmelerine engel olmayalım. Her şey hayatın akışında güzel. 

24 Haziran 2023 Cumartesi

Eski ve Yeni





  Lisedeyken duygularımı yazdığım bir defterim vardı kendimle konuşmak gibiydi yazmak.Amaçlarımı hedeflerimi yazmak beni motive ederdi. Bugün o defteri bir taşınma esnasında kaybettiğimi hatırladım. Her hatırladığımda üzülürüm.Sonra uzun süre yazmaktan vazgeçtim, yazılarım tanımadığım insanların elinde okuyorlar diye. Şimdilerde yeniden yazmaya başladım ama bu kez birilerinin de okuması amacıyla yazıyorum ve yayınlıyorum. Geri dönüp baktığımda o zaman nele düşündüğümü okumak bana keyif veriyor.



  Bize anlamsız gelen anlar bile zamanla özlenen anılara dönüşür.Ondandır ki geçmiş hep özlenir. Eski şarkıların, eski dizilerin hep daha güzel olduğunu düşünürüz diğer yandan eski kıyafetler, makyaj tercihleri, mobilya seçimleri geriye dönük bakınca bize çok kötü gelir. 

  Bu sırada tam bir fikir uçuşması yaşıyorum ve reklamların her zaman bizi daha güncel olana modaya alıştırması ve eskiyi beğenmememize neden olduğunu farkediyorum. Eski dizilerin bizde uyandırdığı hissi severiz ancak eski kıyafetlere baktığımızda bunu nasıl giymişim deriz gözümüze çok kötü görünür. Aslında insan doğası gereği alışık olduğunu daha çok sever alışılmışın dışına çıkmakta zorlanır. Ancak reklamlar, pazarlama ve satış politikaları bizleri yeni çıkan bir ürüne alıştırır sürekli gözümüze sokar onun daha güzel olduğuna inanırız. Peki sizce bunun önüne geçmek mümkün mü, tüketim çılgınlığına dur demek mümkün mü? Ben artık zor olduğuna inanıyorum. Yeni bir ayakkabı alıyorum bu çok güzel uzun bir süre bunu giyerim diye düşünüyorum sonra yeni bir model çıkıp instagramda reklamlarda sürekli karşıma çıkıyor ve ben elimdekini artık o kadar güzel görmüyorum. 

8 Nisan 2023 Cumartesi

TIP TARİHİNDE UNUTULMAZ FACİA










 Thalidomid 1953 yılında Alman  ilaç firması olan Grünenthal tarafından sentezlendi. 1957 yılında ise bu maddeyle Contergan adında ilaç üretilip piyasaya sürüldü. Bu ilaç sinirlilik, zayıf konsantrasyon, anksiyete, uykusuzluk, hipertiroidizm, migren ve bulaşıcı hastalıklar gibi çeşitli endikasyonlara çare bulunabiliyordu.


Başarılı bir pazarlamayla Batı Almanya’da en çok tercih edilen ilaçlardan biri oldu. Hatta kusma ve bulantı gibi sorunları daha hafif hissettirdiği için hamile kadınların en gözde ilacı oldu. Ayrıca ilaç, sadece Batı Almanya ile sınırlı kalmayıp 40 küsur ülkede satılmaya başladı. (Kanada, Japonya, İngiltere, Avustralya da bu ülkeler arasındadır)

 İlacı kullanan insanlarda zamanla kabızlık, halsizlik, çevresel sinir sistemi hastalıkları, baş ağrıları, kas ağrıları gibi yan etkiler oluşmaya başladı. En ağır hasar ise gebe kadınların doğum yapmalarıyla ortaya çıktı. İlaç, hamilelik döneminde kullanıldığında bebek gelişimini oldukça olumsuz etkiliyordu. 



Sonuçta, binlerce bebek deformiteyle doğdu. En yaygın doğumsal fonksiyon bozukluğu ise gelişmemiş kol ve bacaklarla doğan bebeklerdi. Tüm bu yan etkiler sonrasında çeşitli ülkelerden doktorlar, hamilelik esnasında bu ilacı kullanan annelerin bebeklerinin konjenital malformasyonu ile thalidomide etken maddesi arasında bir bağlantı olabileceğine dair raporlar hazırladılar. Hazırlanan raporlar neticesinde ilaçla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmadığı anlaşıldı. Bu skandal sonrasında ilaç piyasadan toplatıldı ve bazı ülkeler ilaç firmasına dava açtı.





Bizler de önemli bir bilim insanı olan Veteriner Hekimi Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün sayesinde Amerika’dan sonra ilacın giremediği ikinci ülke olduk. Oldukça donanımlı bir kişiliğe sahip olan Süreyya Tahsin Aygün, Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşlarına katılmış, İstiklal madalyası ile ödüllendirilmiş kahraman bir komutandı ve Türkiye’nin kök hücre kavramıyla tanışmasını sağlayan ilk kişiydi. Kök hücre tedavisiyle birçok çocuğun hayatını kurtardı. Hatta birçok Alman vatandaşını kök hücre tedavisiyle iyileştirdiği için Almanya’da adına bir enstitü bile kuruldu.


Süreyya Tahsin Aygün, kahramanlığını cephelerde bırakmayıp, yaptığı bilimsel çalışmalar sayesinde Thalidomide etkin maddeli ilacın Türkiye’ye girişini önleyerek gelecek nesillerimizi de kurtarmıştı. Aygün, ilacın kullanımı ve bebeklerdeki gelişim geriliğinin orantılı bir şekilde ilerlediğini fark etmiş ve ilacın ülkeye satışı yapılmadan araştırmalara başlamış, Thalidomide etken maddesinin tavuk embriyosunda kültürünü yaparak oluşturduğu teratojenik etkiyi tespit etmişti. Bu ilacın kuvvetli yan etkilerinin olduğunu, faydasından çok zararının olduğunu gördükten sonra Sağlık Bakanlığı’na, ilacın ruhsatlanmaması ve ülkemize girişini yasaklatmak için başvuruda bulundu. İlacın ülkemize girişi henüz onay aşamasındayken, başvurusu kabul edildi ve Thalidomide’nin vereceği zarar, başlamadan bitmiş oldu.


Tarihin gördüğü bu acı tecrübe bizlere gösterdi ki, kapsamlı güvenlilik testleri yapılmadan piyasaya sürülen her ilaç, hastalığa şifa olmak yerine yeni hastalıklar doğurur. Tıpkı thalidomide faciasında olduğu gibi. Ord. Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün ve Dr. Frances Kelsey gibi bilim insanlarının işini en doğru şekilde yapmaları sayesinde bu tür olası faciaların yaşanması önlenecektir. 

2 Nisan 2023 Pazar

Çocuklarda Obezite ve Diyabet İlişkisi

 


Obezite alınan kalori miktarının harcanan kalori miktarından fazla olmasıyla fazla kalorinin yağ olarak depolanmasıdır. Vücut kitle indeksi hesaplanarak fazla tartılı, obezite ve ciddi obezite olarak sınıflandırılır.

Obezitenin artmasına neden olan faktörler

*genetik

*yaş,cinsiyet

*beslenme alışkanlıkları 

*fiziksel aktivite

*tv, bilgisayar başında geçirilen süre

*uyku düzeni

*kortizol, antidepresan vb ilaç kullanımı


Obezite kan şekerinde artışa yol açarak diyabete yatkınlık yapar kontrol altına alınmazsa tip 2 diyabet olarak puberte döneminde çocuklarda karşımıza çıkar. Aynı zamanda uyku apne sendromu, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, polikistik over sendromu gibi hastalıklara yol açar.




Obezitenin önlenmesi için,

*her öğün sonrası yürüyüş, egzersiz

*fast food, paketli gıda, işlenmiş gıda, şekerli içecekler azaltılmalı, lifli gıda sebze meyve tüketimi artırılmalı

*haftada en az 5gün günde en az 20dk kalp hızını artıracak egzersiz, bisiklet sürme, yüzme

*ekran başında geçirilen süre 1 2 saat ile sınırlandırılmalı

*uyku düzeni sağlanmalı 

*kontrol altına alınamayan ve ek hastalıklara yol açan obezite 10 yaş sonrası çocuklarda ilaç tedavisi denenir. 



 

20 Mart 2020 Cuma

KENDİNE İYİ GELENİ YAP





1-Öyleyse bu medya kirliliğinden uzak durmaya bakın.

Fark ettim ki biz ne kadar iradeli olduğumuzu düşünsek de aslında kendimizi hayatın akışının içinde buluyoruz.Tüm dış etkenleri bırakıp kendi kendimize kalsak çok daha farklı yaşarız aslında.Kendimizi nasıl iyi hissediyorsak onu yaparız,kendi doğrularımızı daha iyi fark ederiz.Örneğin güncel bir örnek olarak; herkes evde olmak sıkıcı derse evde olmayı sıkıcı bulan insan da artar.Aslında hep istediğimiz biraz kendi kendimize kalabilmek değil miydi bunun tadını neden çıkarmıyoruz.Çünkü şu an dayatılan bu.Öyleyse bu medya kirliliğinden uzak durmaya bakın.

2- Çünkü hayat aslında o bir gün, o güzelleşirse hayat güzelleşir.

  Aslında formül çok basit sizi mutlu eden stresinizi azaltan zamanları kaydedin ve bu anları çoğaltmaya çalışın.Sizi;  yani ruhunuzu,zihninizi yoran her anı da fark ediyorsunuzdur.İstemediğiniz halde hep kendinizi içinde bulduğunuz o anlar.İşte bunları da çekin alın bir gününüzden.Çünkü hayat aslında o bir gün, o güzelleşirse hayat güzelleşir.

3-Güzel anları müzikle kaydedin ve sık sık hatırlayın.
 
  Beyin her anı kaydeder ve bunu yaparken ses ve kokudan da yardım alır.Bundardır ki güzel geçen bir seyahatte ilk defa dinlediğiniz bir müziği her dinlemenizde sizi sımsıcak yapar.Tam tersi mutsuz sonlanan bir aşkla bağdaştırdığınız bir müziği de bir daha duymak istemezsiniz.Güzel anları müzikle kaydedin ve sık sık hatırlayın.


4-Hayatını bunlarla doldurmak gerek.

Yemek yaparken mutlu oluyorsan bunun için üşenme kalk ve yemek yap.Amacın uğrunda çalışmak iç huzurunu artırır o zaman çalışmak için de üşenme.Yazı yazmayı sevebilirsin, müzik yapmayı sevebilirsin neyi sevdiğini de unutmamak ve hayatını bunlarla doldurmak gerek.

1 Ocak 2020 Çarşamba

ELF

Bir yeniyıl geleneği olarak o gece bir yeniyıl filmi izleriz kardeşimle.Bu yıl da çok beğenerek izlediğimiz film 2003 yapımı Elf oldu.Hem eğlenceli hem içinizi ısıtan bir film.30 yaşına kadar bir elf tarafından yetiştirilen 30 yaşında New York'a babasını bulmaya gelen Buddy'nin o masumiyeti, sempatikliği izlenmeye değer.Kesinlikle içinizdeki çocuğu yaşatmak için güzel bir film.😍

31 Aralık 2019 Salı

MUTLU YILLAR


Sabahları çalışmaya oturmakta zorlanıyorum.😪Kendimi sabah sevdiğim şeyleri yapıp sonra zamanın geçtiğini görünce yetiştiremeyeceğim korkusuyla akşam çalışmaya alıştırdım.Bunu 2020de umarım aşarım.🌞Çünkü günün her saatinde çalışmaya oturabilmem lazım.Sonra gece zihin yorgunken kendimi zorlamak zorunda kalıyorum.Ben insanın bir davranışı sürekli yaparak vücudunu buna alıştırdığına inanıyorum alışana kadar zor olabilir ama sonra işinizi kolaylaştırır.Hadi o zaman bugün düne göre daha erken başlayalım.Her ne kadar geç kalsam da düne göre erken😋🥳

30 Aralık 2019 Pazartesi

Çalışma Günlükleri Farma☀️

Yeniyıllar beni hep heyecanlandırmıştır.☃️2020'ye gireceğimiz bu son günlerde yeni hedeflerim arasında bloğumda çalışma günlüğümü paylaşmak da var.Çalışma masamı her zaman düzenli tutamıyorum.Bugün şöyle bir toparladım ve farmakoloji çalışmaya hazırımm.🌲💕

5 Mayıs 2019 Pazar

TİFO

   Salmonella typhi bakterisinin neden olduğu yaz sonbahar dönemi sık görülen insandan insana bulaşabilen bir hastalıktır.Kirli içme suları ve iyi yıkanmamış bulaşır.Alınan bakteri bağırsaktan kana geçer.Bakteriyle temastan 10 12 gün sonra belirtiler görülür.Tifoid ateş,iştahsızlık, karın ağrısı,baş ağrısına neden olur.Özelliği ateşe rağmen nabzın artmamasıdır.Göğüs ve karında 'taşe rose' denilen kırmızı döküntüler olabilir.
   Tanısında kan incelenir (Grubel Vidal testi).
   3. haftadan sonra dışkıda bakteri üretilebilir.
  Erken tanı ve tedavi tam iyileşme sağlar.Antibiyotik ve bol sıvı alımı ile tedavisi yapılır.Hastalığı geçirmek bağışıklık sağlar.

8 Nisan 2019 Pazartesi

OTİZM




 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü'nde paylaşamadığım ama değinmek için sabırsızlandığım yazımı sizlere sunuyorum.
 Otizm 59 çocuktan birini etkileyen, erkeklerde daha sık görülen bir gelişim sorunudur.Günümüzde bu kadar yaygınlaşması teknolojinin gelişimine bağlanmaktadır.Başlıca 3 belirtisi sosyal ilişkide zorluk,iletişim zorluğu,davranış takıntılarıdır.Belirtiler:


  • Göz teması kuramama(normal bir bebek 2-6 aylıkta göz teması kurar.)
  • Kendi dünyasında yaşama
  • Çevreye ilgisizlik
  • Konuşmada zorlanma
  • Monoton, duygusuz konuşma
  • El çırpma, kanat çırpma, yalanma 
  • Sese, kokuya, sarılmaya, dokunmaya dayanamaz.
  • Karşısındakinin duygusunu anlayamaz
  • Yüzleri iyi tanıyamaz
  • Bebekse; anneden ayırmaya tepki vermez
  • Sinir nöbetleri olabilir

*otizmden şüphelenen aile çocuk psikiyatrisi doktoruna başvurmalıdır.

 .Otizmli çocukların anlayışa, aile ilgisine ihtiyacı var.Onları gözardı etmeyelim..Otizimli çocukla tane tane  , sakin bir dille ve mecazi cümleler kurmadan konuşulmalıdır.Akran eğitimi ile kaynaştırma terapisi uygulanmalıdır.

 Toplumumuzda otizmli bireyler dışlandığı takdirde onları kazanamayız.Ancak doğru eğitimle davranış becerisi kazanırlar.Hatta yetenekleri ortaya çıkarılarak eğitimlerini tamamlayıp başarılı bireyler olabilirler.Franz Kafka, Albert Einstein, Ludwig van Beethoven gibi
ünlü kişilerin de otizmli olduğu düşünülüyor.

5 Nisan 2019 Cuma

DEPRESYON






 Psikiyatri polikliniğinin en sık başvuran kısmını depresyonlar oluşturur.Aile, eğitim, meslek hayatı, sosyal hayat ve kişinin gelişiminde yer alan bir çok etken yaşam stresörlerini oluşturur.Bu stresörler depresyona yatkınlık yapar.
 Zaman zaman hepimiz kendimizi yorgun, keyifsiz, çökkün hissederiz.Ancak sıkça kullanılan 'depresyondayım' ifadesi yanlıştır.Depresyon tanısı ancak hekim tarafından kişinin şikayetleri, günlük yaşamını etkileme düzeyi, şikayetinin süresine göre koyulur.
 Depresyon diyebilmemiz için şu kriterler karşılanmalıdır:
  • Depresif duygudurum 
  • İlgi istek azalması
  • Ciddi kilo alma veya verme
  • Az uyuma veya çok uyuma
  • Yorgunluk
  • Değersizlik hissi
  • Dikkat bozukluğu
  • Ölüm intihar düşüncesi
*bu kriterlerin en az 5 tanesi; gün boyu sürmeli ve en az 2 haftadır görülmelidir.

 Gerçek anlamda depresyon tanısı alan birisi hastaya göre belirlenmiş antidepresanı doktorun önerdiği süre boyunca kullanmalıdır.Sanılanın aksine antidepresanlar bağımlılık yapmaz.Tedavi almayan kişide depresyon ilerleyebilir.

28 Mart 2019 Perşembe

REFLÜ

reflü ile ilgili görsel sonucu
  Yemek borusunun en sık görülen hastalığıdır.Mide asit içeriği yemek borusunun alt kısmına temas ederek tahrip eder.
  Hastaların şikayetleri göğüs duvarı arkasında yanma hissi,geğirme, yemek sonrası dolgunluk, seste kabalaşma daha da ilerleyip yutma zorluğu olabilir.
  Tanısı asidite ölçümü ve endoskopi ile konur.
  Tedavide ilk seçenek ilaç tedavisi ve hastanın yaşam tarzında değişikliklerdir.Bunlar; yatmadan hemen önce yemek yememek, yüksek yastık kullanmak, şişman ise zayıflamak, gazlı içecek, alkol ,çikolata gibi asiditeyi artıran besinleri kısıtlamaktır.  İlerlemeyi durduran cerrahi yöntem ise Nissen funduplikasyonudur.

20 Mart 2019 Çarşamba

KUNDURACI GÖĞSÜ DEFORMİTESİ

 Toplumda en sık görülen göğüs deformitesi tıbbi adı ile pectus excavatum, sıklıkla erkek çocuklarda rastlanan göğüs duvarının alt kısmındaki çöküklüktür.Başlarda sadece kozmetik problem iken zamanla ilerleyip akciğerleri ve kalbi sıkıştırabilir.Bu da çocukta çabuk yorulma, nefes darlığı gibi sorunlarla gösterir.Kunduracı göğsü denilmesinin sebebi eskiden kunduracıların işini göğsüne dayayarak yapması ve zamanla çöküklük oluşmasıdır.
kunduracı ile ilgili görsel sonucu Tedavi ile yüz güldürücü sonuç alınır.Deformite düzeltilir ve hasta hayatına kozmetik açıdan rahatlamış sağlık açısından riskten kurtulmuş olarak devam eder.

17 Mart 2019 Pazar

Biyolojik Savaş Nedenli Hastalıklar



biyolojik savaş ile ilgili görsel sonucu
  Patojen mikroorganizmalar tarih boyunca biyolojik  savaş aleti olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir.Soluma, kontamine su , yiyecek, bitki yoluyla veya hayvanları hastalandırıp insanlara yayılmasını hedefleyerek toplumlarda geniş salgınlara neden olan patojenler terörist gruplarınca tehdit unsuru olarak kullanılmışlardır.
  İnsanlarda cilt bulgusu,ateş, halsizlik,titreme, baş ağrısı , solunum zorluğu, organ yetmezliği gibi geniş klinik tablolara yol açarak sağlığı tehdit eden hastalıklar arasında şunlar vardır:
 
  Çiçek hastalığı
  Şarbon
  Veba
  Tularemi
  Bruselloz
  Sarı humma

BOĞMACA HASTALIĞI

 Boğmaca özellikle çocuklarda yaygın olan inatçı öksürük ile giden ciddi bir hastalıktır.Solunum yolu ile bulaşan etken mukozayı tahriş ederek etkisini gösterir.Yetişkinlerde daha hafif semptomlarla kendini gösterir.


Korunmak için bebeklik döneminde 0,2,4 aylıkta ve 1 yıl sonra rapel aşı ile korunabilir.Daha büyük çocuk ve yetişkinde verilmek üzere tek doz aşı önerilir.Gebelere tek doz aşı yenidoğanın korunmasında avantaj sağlar.

boğmaca ile ilgili görsel sonucu
Aşılama sayesinde ülkemizde giderek azalmakta olan boğmacadan korunmaya önem verilmelidir..

11 Mart 2019 Pazartesi

SÜT HASTALIĞI

 Brusella; https://www.google.com/Akdeniz bölgesinde daha fazla görüldüğü için Akdeniz ateşi de denilen enfeksiyon hastalığıdır.Brusella bakterisi büyükbaş, küçükbaş hayvanlarda hastalık yapar, bu hayvanlarla temas halinde olan kişiler risk grubu olduğu gibi çiğ sütten yapılan peynir tüketimi en sık bulaşma yoludur.Dondurma, keçi peyniri,krema çiğ sütten yapıldığı zaman hastalık kaynağıdır.Ancak yoğurt,kaşar peyniri, tulum peyniri bu bakteriyi taşımaz.Kişiden kişiye hastanın enfekte sıvıları ile bulaşabilir.
  En sık karşılaşılan türü küçükbaş hayvanlardan bulaşan Brusella melitensis tir.Hayvanlarda düşük yapabilir.Birçok hayvanı telef etmiş bir hastalıktır.

  Hastayı polikliniğe getiren şikayet öğleden sonra şiddetlenen ateş, sabah terleme ile uyanma, eklem ve kas ağrıları, halsizlik, iştah kaybı gibi nedenlerdir.En çok da kalça eklemini etkileyip kişinin yürümesini zorlaştırabilir.
  Tanı kan incelemesinde bakterinin gösterilmesi ile olur.
  Tedavisinde; altı hafta antibiyotik tedavisi verilir.Hasta takip edilerek eklem grafilerindeki düzelme beklenir.
  Brusella bir defa geçirilince bağışıklık sağlanan bir hastalık değilidir.Hayvanlarda aşısı var ancak insanlarda aşısı yoktur çünkü insanda antikor bırakmaz.Korunmak için hayvanlar aşılanmalı ve hastalık şüphesi olan hayvanın sütü incelenmelidir.Süt pastörize edilerek tüketilmelidir.Çünkü Brusella ısıya ve pastörizasyona direnç gösteremez.




 Enfeksiyon hastalıkları polikliniğinin en sık karşılaşılan hastalıklarından olan Brusella'yı çok iyi tanımalıyız ve korunma yollarına dikkat etmeliyiz . Tedavi edilmediği takdirde menenjit gibi ağır tablolara yol açabildiği gibi tedavi ile tam kür sağlanabilir.

1 Mart 2019 Cuma

Bloğumda Nelere Yer Vereceğim?

 İnsanların kendini yazarak ifade etmesi kadar güçlü bir yol var mıdır?Her yazı kişiye özeldir.O ana kadar ki yaşamından bir parçadır.Bundan dolayı yazı yazmayı ve başka kalemleri okumayı çok severim.
  Bir stajyer doktor olarak; bloğumda karşılaştığım hastalardan ve öğrendiğim bilgilerden yola çıkarak yazılar yayınlayacağım.İçinde bulunduğum tıpta uzmanlık sınavı sürecimde neler yaşadığımı yazacağım.
  Dilerim ki yazılarım hem bana motivasyon olur hem de siz okuyanlara faydalı içerikler sunabilirim.